İçeriğe geç
Ekşioğlu Hukuk Bürosu

Aile Hukuku · 9 dk

Boşanma Davaları ve Nafaka Hukuku: 2026 Güncel Rehber

3 Ekim 2026 · Av. Batur Settar

Boşanma davası açmayı düşünen kişilerin en çok merak ettiği konuların başında boşanma şartları, anlaşmalı veya çekişmeli boşanma arasındaki farklar, nafaka, velayet, tazminat ve boşanma sonrasında nafakanın ne kadar süreyle ödeneceği geliyor.

Türk hukukunda boşanmanın sonuçları esas olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında düzenleniyor. Ancak 2026 yılında özellikle yoksulluk nafakası bakımından önemli bir hukuki gelişme yaşandı. Anayasa Mahkemesi, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde yer alan ve yoksulluk nafakasının “süresiz” olarak istenebilmesine imkân veren ibareyi Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Bununla birlikte kararın yürürlüğe girmesi dokuz ay sonraya bırakıldı.

Boşanma davası nedir?

Boşanma davası, evlilik birliğinin kanunda öngörülen sebeplerden biri nedeniyle sona erdirilmesi amacıyla açılan aile hukuku davasıdır.

Türk Medeni Kanunu'nda boşanma sebepleri arasında zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk ve akıl hastalığı gibi özel sebepler ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi genel boşanma sebepleri yer alır.

Uygulamada özellikle TMK m.166 kapsamında evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açılan boşanma davaları önemli bir yer tutar.

Anlaşmalı boşanma ile çekişmeli boşanma arasındaki fark nedir?

Boşanma davaları genel olarak anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma şeklinde iki ana grupta incelenebilir.

Anlaşmalı boşanma

Türk Medeni Kanunu'nun 166/3. maddesine göre anlaşmalı boşanmanın temel şartlarından biri, evliliğin en az bir yıl sürmüş olmasıdır.

Eşlerin birlikte başvurması veya eşlerden birinin açtığı davayı diğerinin kabul etmesi halinde anlaşmalı boşanma gündeme gelebilir. Ancak yalnızca “boşanmak istiyoruz” demek yeterli değildir.

Boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkında tarafların anlaşmış olması ve hâkimin bu düzenlemeyi uygun bulması gerekir. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini dikkate alarak protokolde değişiklik yapılmasını isteyebilir.

  • Anlaşmalı boşanma protokolünde özellikle
  • yoksulluk nafakası
  • iştirak nafakası
  • velayet
  • çocukla kişisel ilişki
  • maddi ve manevi tazminat
  • malvarlığına ilişkin anlaşmalar

gibi konuların açık ve uygulanabilir şekilde düzenlenmesi önemlidir.

Nitekim Yargıtay'ın 2026 tarihli bir kararında, anlaşmalı boşanma protokolünde çocuk için okul ve servis giderlerinin “yarı yarıya” karşılanacağının belirtilmesinin somut borcu yeterince belirli hale getirmediği ve icra kabiliyeti bakımından sorun oluşturduğu değerlendirilmiştir.

Çekişmeli boşanma

Eşler boşanmanın kendisi veya boşanmanın sonuçları konusunda anlaşamıyorsa dava çekişmeli şekilde devam edebilir.

Bu durumda mahkeme; tarafların iddialarını, delilleri, kusur durumunu, çocukların durumunu ve talep edilen nafaka ve tazminatları değerlendirir.

Anlaşmalı boşanma sürecinde taraflardan birinin anlaşmadan vazgeçmesi de davanın çekişmeli boşanma hükümlerine göre görülmesine neden olabilir. Yargıtay'ın 4 Mart 2026 tarihli kararında, anlaşmalı boşanma kararı kesinleşinceye kadar tarafların anlaşmalı boşanmaya ilişkin iradelerinden dönebilecekleri ve bu durumda davanın çekişmeli boşanma olarak görülmesi gerektiği belirtildi.

Boşanma davasında hangi nafaka türleri vardır?

Boşanma hukukunda tek bir nafaka türü bulunmaz. Uygulamada temel olarak tedbir nafakası, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası birbirinden ayrılır.

Tedbir nafakası nedir?

Boşanma veya ayrılık davası açıldığında dava devam ederken eşlerin ve çocukların korunması amacıyla geçici önlemler alınabilir.

TMK m.169 uyarınca hâkim, dava devam ettiği sürece eşlerin barınması ve geçimi ile çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri re'sen alır. Bu kapsamda tedbir nafakasına da hükmedilebilir.

Tedbir nafakası, adından da anlaşılacağı üzere boşanma davası devam ederken uygulanır. Boşanma kararının kesinleşmesinden sonraki dönem bakımından ise şartlara göre yoksulluk veya iştirak nafakası gündeme gelebilir.

Yoksulluk nafakası nedir?

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşin diğer eşten talep edebileceği nafakadır.

TMK m.175'in mevcut düzenlemesine göre boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer eşten mali gücü oranında nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsü olan eşin ayrıca kusurlu olması aranmaz.

Burada önemli olan hususlardan biri, yoksulluk nafakasının otomatik olarak her boşanmada bağlanmamasıdır. Mahkemenin tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını ve kanunda öngörülen diğer koşulları değerlendirmesi gerekir.

Yargıtay'ın 2026 tarihli bir kararında da kadının çalışmaması ve gelirinin bulunmaması ile tarafların kusur durumları ve ekonomik koşulları değerlendirilerek yoksulluk nafakası konusunda karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

2026'da süresiz nafaka kalktı mı?

Bu soru 2026 yılında özellikle önem kazandı.

Hayır, 3 Ekim 2026 itibarıyla “süresiz nafaka tamamen kaldırıldı” demek doğru değildir.

Anayasa Mahkemesi 4 Haziran 2026 tarihli E.2025/156, K.2026/131 sayılı kararıyla TMK m.175'te yer alan “süresiz olarak” ibaresini Anayasa'ya aykırı bularak iptal etti. Ancak AYM, hukuki boşluk doğmaması amacıyla iptal kararının yürürlüğe girmesini Resmî Gazete'de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonraya bıraktı. Karar 30 Eylül 2026 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlandığından iptal hükmünün yürürlüğe girmesi 2027 yılına denk geliyor.

Dolayısıyla mevcut durumda TMK m.175'teki düzenleme henüz yürürlükten kalkmış değildir.

AYM'nin kararında dikkat çekilen temel mesele, nafakanın her olay bakımından herhangi bir süre veya ölçüt öngörülmeden kategorik biçimde süresiz olabilmesinin taraflar arasındaki menfaat dengesini bozabilmesidir. Mahkeme; evliliğin süresi, nafaka alacaklısının yaşı, eğitim ve sağlık durumu ve kendi geçimini sağlayabilme kapasitesi gibi ölçütlerin dikkate alınabileceği, bazı durumlarda nafakanın belirli süreyle sınırlandırılabileceği, bazı özel durumlarda ise daha uzun veya yaşam boyu devam eden bir nafakanın mümkün olabileceği bir sistemin oluşturulması gerektiğine işaret etti.

Bu nedenle önümüzdeki dönemde kanun koyucunun nasıl bir düzenleme yapacağı, nafaka davaları bakımından önemli olacaktır.

İştirak nafakası nedir?

İştirak nafakası, boşanma sonrasında çocuğun bakım ve eğitim giderlerine anne ve babanın ekonomik güçleri oranında katılmasını sağlayan nafaka türüdür.

TMK m.329 ve 330 kapsamında çocuğun ihtiyaçları, anne ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınır. Çocuğun bakım, barınma, eğitim, sağlık ve diğer ihtiyaçları nafaka miktarının belirlenmesinde önem taşır.

Burada nafaka yalnızca çocuğun günlük yemek ve barınma giderlerinden ibaret değildir.

Yargıtay'ın 29 Nisan 2026 tarihli kararında, çocuğun eğitim giderlerinin de iştirak nafakası değerlendirmesinde dikkate alınması gerektiği vurgulandı.

İştirak nafakası ne kadar olur?

Türk hukukunda iştirak nafakası için herkes açısından geçerli sabit bir miktar bulunmamaktadır.

  • Mahkeme
  • çocuğun yaşı
  • eğitim durumu
  • sağlık ve bakım ihtiyaçları
  • barınma ve yaşam giderleri
  • anne ve babanın gelirleri
  • tarafların ekonomik ve sosyal durumları
  • çocuğun varsa kendi gelirleri

gibi unsurları değerlendirir.

Bu nedenle “2026 yılında bir çocuk için kesin olarak şu kadar iştirak nafakası ödenir” şeklindeki genellemeler hukuken güvenilir değildir.

Nafaka miktarı daha sonra artırılabilir mi?

Evet. Nafakanın belirlenmesinden sonra ekonomik veya sosyal koşullar değişebilir.

TMK m.176 uyarınca tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirmesi halinde yoksulluk nafakasının artırılması veya azaltılması istenebilir. İştirak nafakasında da çocuğun ihtiyaçları ve tarafların ekonomik koşullarındaki değişiklikler yeni bir değerlendirmeyi gerektirebilir.

Örneğin çocuğun eğitim giderlerinin önemli ölçüde artması, sağlık giderlerinin ortaya çıkması veya nafaka yükümlüsünün ekonomik durumunda önemli bir değişiklik meydana gelmesi nafakanın yeniden değerlendirilmesini gündeme getirebilir.

Nafaka ödenmezse ne olur?

Nafaka kararının kesinleşmesi veya ilgili şartların oluşması sonrasında nafaka borcunun ödenmemesi, alacaklı açısından icra yollarına başvurulmasını gündeme getirebilir.

Bu nedenle nafaka borcunun yalnızca taraflar arasındaki özel bir ödeme anlaşması olarak görülmemesi gerekir. Mahkeme kararında veya geçerli bir anlaşmada yer alan nafaka yükümlülüğünün yerine getirilmemesi hukuki sonuçlar doğurabilir.

Özellikle nafaka borcunun miktarı, hangi dönemlere ilişkin olduğu ve ödeme kayıtları önem taşır.

Boşanmada velayet ve nafaka arasındaki ilişki

Velayetin bir eşe verilmesi, diğer eşin çocuk için ekonomik yükümlülüklerinin sona erdiği anlamına gelmez.

Velayet kendisine verilmeyen anne veya baba, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine ekonomik gücü oranında katılmakla yükümlüdür. Bu nedenle velayet ile iştirak nafakası birbirinden farklı hukuki konulardır.

Mahkeme çocukla kişisel ilişki düzenlemesini yaparken de çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlaki gelişimi bakımından yararını dikkate alır.

Boşanmada maddi ve manevi tazminat

Boşanma davasında nafakanın yanında maddi ve manevi tazminat da gündeme gelebilir.

TMK m.174'e göre mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma nedeniyle zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun maddi tazminat isteyebilir.

Boşanmaya neden olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise kusurlu olan diğer eşten manevi tazminat talep edebilir.

Dolayısıyla boşanma davasında yalnızca “kim boşanmak istiyor?” sorusu değil, tarafların kusur durumu ve boşanmanın ekonomik sonuçları da önem taşıyabilir.

2026 itibarıyla nafaka hukukunda dikkat edilmesi gereken en önemli gelişme

2026 yılının en önemli gelişmelerinden biri, Anayasa Mahkemesi'nin TMK m.175'teki “süresiz olarak” ibaresine ilişkin iptal kararıdır.

Ancak bu kararın anlamı, bugün itibarıyla bütün yoksulluk nafakalarının otomatik olarak belirli bir süreye bağlandığı değildir.

AYM'nin iptal kararı dokuz ay ertelendiğinden, yeni düzenleme yürürlüğe girinceye kadar mevcut hükmün uygulanması devam etmektedir. Bu süreçte TBMM tarafından yapılabilecek yeni bir yasal düzenleme, nafakanın süresi ve hangi kriterlere göre belirleneceği konusunda belirleyici olacaktır.

Bu nedenle “2026'da nafaka tamamen kaldırıldı”, “nafaka artık en fazla 5 yıl ödenecek” veya “her boşanmada 5 yıl nafaka verilecek” gibi kesin ifadeler mevcut hukuk açısından doğru değildir.

Sonuç

Boşanma davaları yalnızca evliliğin sona erdirilmesinden ibaret değildir. Boşanmanın ardından eşlerin ekonomik durumu, çocukların bakımı ve eğitimi, velayet, kişisel ilişki, nafaka ve tazminat gibi birçok hukuki sonuç ortaya çıkabilir.

Özellikle nafaka konusunda 2026 yılında önemli bir değişim süreci başlamıştır. Anayasa Mahkemesi'nin TMK m.175'teki “süresiz olarak” ibaresini iptal etmesi, mevcut sistemin gelecekte değişeceğini göstermektedir. Ancak iptal hükmünün yürürlüğe girmesi dokuz ay ertelendiği için 3 Ekim 2026 itibarıyla mevcut düzenlemenin hâlen uygulanmakta olduğu unutulmamalıdır.

Bu nedenle boşanma veya nafaka konusunda internette yer alan sabit rakamlar ve “kesin sonuç” iddiaları yerine, somut olayın tarafların gelirleri, kusur durumu, çocukların ihtiyaçları, evliliğin süresi ve diğer hukuki koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Bu makale genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Somut bir boşanma veya nafaka uyuşmazlığında dava dosyasına özgü değerlendirme yapılması gerekir.

Bu sitedeki metinler genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olaya ilişkin hukuki tavsiye veya vekâlet ilişkisi doğurmaz. Avukatlık hizmeti, yazılı vekâlet ve açık kabul ile başlar.

İlgili çalışma alanı

Aile Hukuku

Bu konuda görüşün